Dişlerimiz Neden Sararır

Dişlerimiz Neden Sararır

Dişlerimiz Neden Sararır

Gülümsemek bazen kelimelerden çok daha fazlasını anlatır; insanın içindeki neşeyi, sıcaklığı ve samimiyeti tek bir anda görünür kılar. Fakat aynanın karşısına geçip gülüşümüze şöyle bir baktığımızda dişlerimizin eskisi kadar beyaz olmadığını fark etmek, içimizde hafif bir burukluk yaratabilir. “Ben dişlerime özen gösteriyorum, peki neden yine de sararıyorlar?” diye sormak da oldukça doğal. Çünkü çoğumuz diş sararmasının bu kadar kolay oluşabileceğini bilmiyoruz. Oysa diş sararması, yaşamın içinden geçen bambaşka bir hikâyedir aslında.

Gün içinde içtiğimiz bir fincan kahveden tutun, yaş aldıkça mine tabakasında meydana gelen doğal incelmeye kadar pek çok etken gülüşümüzün tonunu yavaşça değiştirebilir. Kimi zaman tamamen kontrol edebildiğimiz alışkanlıklarla ilgili olur, kimi zaman da vücudumuzun kendine özgü doğal döngülerinden biri olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden dişlerin sararması, çoğu kişinin düşündüğünün aksine bir kusur değil; hayatın olağan akışının dişlerimize yansımasıdır.

Dişlerdeki Renk Değişiminin Temeli 

Dişlerin neden renk değiştirdiğini anlamak için önce onların yapısını biraz tanımak gerekiyor. Çoğumuz dişlerin doğal halinde parlak beyaz olduğunu düşünsek de gerçek pek de öyle değildir. Dişin en dış kısmını oluşturan mine, göründüğü kadar opak bir tabaka değildir. Aslında hafif şeffaf bir yapısı vardır ve bu yüzden altındaki dentin tabakasının tonu dışarıdan fark edilir. Dentin ise doğal olarak daha sarı bir renge sahiptir.

Bu nedenle kimi zaman “dişim sararıyor” diye düşündüğümüz şey, aslında dişin kendi doğal renginin biraz daha belirginleşmesinden ibarettir. Özellikle zaman içinde mine tabakası incelmeye başladığında dentinin rengi daha çok görünür hale gelir ve diş, sanki sonradan sararmış gibi bir görüntü verir. Bazı insanların diş yapısı da doğuştan dentinin daha baskın olduğu bir görünüme sahiptir; bu tamamen genetik bir durumdur ve herhangi bir sağlık problemine işaret etmez.

Dişlerimiz Neden Sararır

Tükettiğimiz Şeylerin Bıraktığı İzler

Gün içinde farkında bile olmadan elimiz sürekli bir fincanın kulpuna gider: sabah ayılmak için içilen kahve, öğleden sonra yapılan çay molası, akşam yemeğinden sonra keyif için hazırlanan bir bardak çay… Hepsi günlük ritmimizin ayrılmaz bir parçası. Fakat bu alışkanlıklarımızın dişlerimiz üzerinde sandığımızdan daha belirgin izler bıraktığını çoğu zaman gözden kaçırırız.

Kahve, çay ve diğer koyu renkli içeceklerin içindeki yoğun pigmentler, mine yüzeyine tıpkı ince bir boya gibi tutunur. Bu içeceklerin genellikle sıcak tüketilmesi ise mine tabakasını kısa bir anlığına yumuşatarak pigmentlerin çok daha kolay yerleşmesine zemin hazırlar. İlk başta fark edilmeyen bu küçük birikimler, zamanla üst üste eklenerek diş sararmasına yol açar.

Sigara Ve Tütün Ürünleri

Sigara ve diğer tütün ürünleri, diş sararması söz konusu olduğunda maalesef listenin en tepesinde yer alır. Tütünün içindeki nikotin ve katran, diş yüzeyine öylesine hızlı ve güçlü bir şekilde tutunur ki, zamanla sarımsı lekeler koyu kahverengiye kadar ilerleyebilir. Bu yüzden sigara kullananların sık sık “Ne kadar fırçalasam da geçmiyor” diye yakınması hiç şaşırtıcı değildir.

Çünkü bu lekeler sadece yüzeyde kalmaz; minenin en küçük gözeneklerine kadar sızarak adeta oraya yerleşir. Dolayısıyla sıradan bir fırçalama ile tamamen yok olmaması son derece normaldir. Tütün kullanımının bu kadar iz bırakmasının sebebi de tam olarak budur.

Elbette sigarayı bırakmak hem ağız sağlığı hem de genel sağlık açısından yapılabilecek en büyük iyiliklerden biridir.

Dişlerimiz Neden Sararır

Yetersiz Ağız Bakımı

Diş sararmasının en sık rastlanan nedenlerinden biri de aslında basit gibi görünen ama çoğu zaman aksatılan ağız bakım alışkanlıklarıdır. Gün boyunca yediğimiz yiyeceklerin kalıntıları, içeceklerdeki asitler ve ağız içindeki bakteriler fark etmesek bile diş yüzeyine tutunur. Eğer düzenli bir temizlik yapılmazsa bu birikimler önce plak oluşturur, ardından zamanla sertleşerek diş taşına dönüşür. Diş taşı yalnızca diş rengini olduğundan daha koyu göstermez; aynı zamanda ağız sağlığını da tehdit eden bir ortam yaratır.

Bu nedenle günlük bakım rutini düşündüğümüzden çok daha önemlidir. Günde en az iki kez dişleri nazikçe fırçalamak, diş ipiyle aralara sıkışan artıkların temizlenmesini sağlamak ve gerekirse bir gargara ile ağız bakımını desteklemek, hem sararmayı belirgin şekilde azaltır hem de uzun vadede dişlerin daha sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Ağız bakımını düzenli yapmanın küçük bir alışkanlık gibi görünmesine aldanmamak gerek; sonuçları gülüşümüze doğrudan yansır.

Genetik Faktörler

İtiraf etmesi pek hoş olmasa da diş sararmasının her zaman alışkanlıklarımızla ilgisi yoktur; bazen sadece doğuştan gelen özellikler konuşur. Her insanın diş yapısı farklıdır. Bazı kişiler daha beyaz tonlu bir mineye sahipken, bazılarının dişleri doğal hâliyle bile biraz daha sarıya yakın görünebilir. Bu durum tamamen genetik bir özellikten ibarettir.

Ayrıca herkesin mine kalınlığı da aynı değildir. Kimi insanların minesinin yapısı daha incedir ve bu incelik arttıkça dentin adı verilen alt tabakanın rengi daha belirgin hale gelir. Dentin zaten sarımsı bir renge sahip olduğu için, dişler dışarıdan bakıldığında sanki sonradan sararmış gibi görünse de bu aslında dişin tamamen doğal tonudur.

Böyle durumlarda “mucize” bir çözüm üretmek mümkün olmasa da beyazlatma uygulamaları genellikle daha tatmin edici ve belirgin sonuçlar ortaya çıkarabilir. Yani genetik yapımızı değiştiremeyiz ama gülüşümüzü biraz daha aydınlatmak için elimizde etkili seçenekler olduğunu unutmamak gerekir.

Dişlerimiz Neden Sararır

Diş Sararmasını Nasıl Önleyebiliriz

Diş sararması hayatın doğal bir parçası olsa da, onu kontrol altında tutmak sandığımızdan çok daha mümkün. Günlük ağız bakımına biraz daha özen göstermek, çay kahve tüketiminden sonra ağzı suyla çalkalamak, asitli içecekleri daha dikkatli tüketmek ve yılda birkaç kez profesyonel temizlik yaptırmak, gülüşümüzün tonunu belirgin ölçüde korur. Özellikle düzenli kontroller ve gerektiğinde uygulanacak beyazlatma işlemleri, dişlerin doğal parlaklığını geri kazandırmada oldukça etkili adımlardır. Kısacası, tamamen önüne geçemeyiz belki ama daha beyaz bir gülüşe ulaşmak düşündüğünüzden çok daha yakın.

Şimdi gülüşünüze küçük bir iyilik yapın ve ağız bakım rutininizi bugün gözden geçirerek işe başlayın.

Diş Hekimi Hanife Ürgen

Comments are closed

Yardıma mı ihtiyacınız var?