Kırık Diş Tedavisi

Kırık Diş Tedavisi

Kırık Diş Tedavisi

Hayat gerçekten de bazen en hazırlıksız yakalandığımız anlarda küçük ama etkisi büyük sürprizler yapar. Gün içinde farkında bile olmadan sert bir şey ısırırsınız, spor yaparken ufak bir darbe alırsınız ya da belki de basit bir düşme yaşarsınız… Ve bir anda diliniz o bölgeye gider, dişinizde bir pürüz olduğunu fark edersiniz. İşte o an, çoğu kişinin verdiği ilk tepki genelde aynıdır: “Çok da önemli değildir, sonra bakarım.”

Aslında bu düşünce oldukça insani. Çünkü çoğu zaman ağrı yoksa ya da görüntü çok rahatsız edici değilse, durumu erteleme eğiliminde oluruz. Günlük koşuşturma, iş, sosyal hayat derken o küçük kırık bir süre göz ardı edilir. Ancak dişlerimiz, sandığımızdan çok daha hassas ve bir o kadar da önemli yapılardır. Küçük gibi görünen bir kırık bile zamanla büyüyebilir, hassasiyete, ağrıya hatta daha ciddi diş problemlerine yol açabilir.

Bir de işin görünmeyen tarafı var. Her kırık diş hemen belirti vermez. Bazen sadece hafif bir hassasiyet olur, bazen de hiçbir şey hissetmezsiniz. Ama o kırığın içinde bakteri birikimi başlayabilir, dişin iç yapısı zarar görebilir. Yani aslında sessiz ilerleyen bir süreç söz konusu olabilir. Bu yüzden “önemli değil” diye düşündüğümüz o küçük detay, ileride daha zahmetli ve maliyetli tedavilerin kapısını aralayabilir.

Kırık diş konusu sadece sağlık açısından da değil, günlük yaşam konforu açısından da önemlidir. Rahatça yemek yiyememek, sıcak-soğuk hassasiyeti yaşamak ya da gülümserken o kırığı saklama ihtiyacı hissetmek… Bunların hepsi yaşam kalitesini fark edilmeden düşüren detaylardır. Oysa erken müdahale ile bu sorunların çoğu çok daha kolay bir şekilde çözülebilir.

Kırık Diş Tedavisi

Dişlerimiz Neden Kırılabilir?

Diş kırılması dediğimiz şey aslında sandığımızdan çok daha geniş bir durumu kapsar. Bazen aynaya baktığınızda bile zor fark edilen minicik bir çatlak olabilir, bazen de dişin gözle görülür bir parçası kopabilir. Ama hangi seviyede olursa olsun, bu durum dişin artık eski sağlamlığında olmadığını gösterir. Yani ortada “küçük bir sorun” gibi dursa bile, aslında dikkat edilmesi gereken bir durum vardır.

Günlük hayatta çoğumuz dişlerimizin ne kadar güçlü olduğunu düşünürüz. Gerçekten de diş minesinin vücuttaki en sert dokulardan biri olduğu doğru. Ama bu, dişlerin asla zarar görmeyeceği anlamına gelmez. Aksine, bazı alışkanlıklar ve durumlar zamanla dişi fark etmeden zayıflatır ve en beklenmedik anda bir kırıkla karşılaşmamıza neden olabilir.

Mesela sert bir şey ısırdığınızda… Ceviz kırmaya çalışmak, buz çiğnemek ya da sert şekerleri dişle parçalamak çoğumuza masum gelir. O an bir şey olmaz gibi hissedilir ama aslında diş o baskıyı her zaman tolere edemez. Bazen tek bir sert darbe bile yeterli olur.

Bir diğer sık karşılaşılan durum ise travmalar. Spor yaparken alınan bir darbe, ani bir çarpma ya da basit bir düşme… Bunlar bir anda dişte kırığa yol açabilir. Özellikle ön dişler bu tür durumlarda daha savunmasızdır.

Ama işin biraz daha sinsi tarafı da var. Diş sıkma ve gıcırdatma, yani bruksizm, çoğu kişinin farkında bile olmadan yaptığı bir alışkanlık. Özellikle geceleri dişlerin birbirine baskı yapması, zamanla dişte mikro çatlaklar oluşturur. Bu çatlaklar da bir gün hiç beklenmedik bir anda kırığa dönüşebilir.

Bir de çürük meselesi var. Diş çürüdüğünde sadece yüzeyde bir problem oluşmaz; dişin yapısı da zayıflar. Dışarıdan çok belli olmasa bile içten içe güç kaybeder. Böyle bir diş, normalde sorun yaratmayacak bir basınçta bile kırılabilir.

Aynı şekilde, büyük ve eski dolgular da dişin dayanıklılığını etkileyebilir. Özellikle dişin büyük bir kısmını kaplayan dolgular zamanla dişi daha kırılgan hale getirebilir. Bu da “hiçbir şey yoktu” dediğimiz bir anda kırıkla karşılaşmamıza neden olabilir.

“Ağrım Yok, O Zaman Sorun Yok” Demek Gerçekten Doğru mu?

Bu düşünce o kadar yaygın ki… Dişte bir kırık fark edildiğinde, eğer ortada belirgin bir ağrı yoksa çoğu kişi içinden “demek ki çok ciddi değil” diye geçirir. Hatta bazıları bunu haftalarca, aylarca erteleyebilir. Çünkü ağrı genelde bizim için bir alarm gibidir; yoksa sorun da yokmuş gibi hissederiz.

Ama ne yazık ki dişler söz konusu olduğunda bu bakış açısı her zaman doğru değildir.

Dişte oluşan bir kırık, ilk anda hiçbir belirti vermeyebilir. Özellikle kırık yüzeysel ise ya da sinire henüz ulaşmamışsa, kişi uzun süre hiçbir şey hissetmeyebilir. Bu da durumu yanıltıcı hale getirir. Oysa o küçük kırık, zamanla büyüme eğilimindedir. Günlük hayatta çiğneme sırasında oluşan basınç, o çatlağı yavaş yavaş ilerletebilir.

Kırık Diş Tedavisi

Bir diğer önemli nokta ise bakteriler. Ağız, doğal olarak bakterilerin bulunduğu bir ortamdır ve kırık dişler bu bakteriler için adeta bir giriş kapısı haline gelir. Başlangıçta hiçbir sorun yokmuş gibi görünse bile, zamanla bu bakteriler dişin iç kısımlarına ilerleyerek enfeksiyon oluşturabilir. İşte o noktadan sonra ağrı da genellikle kendini göstermeye başlar ama artık iş biraz daha karmaşık hale gelmiş olur.

Özellikle kırık sinire doğru ilerlediğinde durum daha da ciddi bir hal alır. İlk başta hissedilmeyen bir problem, bir anda zonklayan bir ağrıya dönüşebilir. Bu da çoğu zaman daha kapsamlı tedavileri beraberinde getirir.

Bir de işin pratik tarafı var. Ertelenen her diş problemi gibi, kırık dişler de zaman geçtikçe daha zor ve daha maliyetli hale gelebilir. Başta küçük bir dolgu ile çözülebilecek bir durum, ilerleyen süreçte kanal tedavisi ya da kaplama gerektirebilir.

Kırık Diş Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kırık bir dişle karşılaşıldığında en çok merak edilen şeylerden biri de “şimdi ne olacak?” sorusudur. Aslında bunun tek bir cevabı yok. Çünkü her kırık aynı değildir; bazısı yüzeyseldir, bazısı daha derine iner. Bu yüzden uygulanacak tedavi de tamamen kırığın durumuna göre şekillenir. Ama iyi haber şu ki, günümüzde diş hekimliği bu konuda oldukça gelişmiş durumda ve çoğu kırık diş başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor.

Eğer kırık çok küçükse ve sadece dişin dış kısmını etkilediyse, genelde en pratik ve hızlı çözüm kompozit dolgu olur. Diş renginde özel bir materyal kullanılarak kırık bölge adeta tamamlanır. Çoğu zaman tek seansta biten bu işlem, hem hızlı olması hem de doğal dişe çok yakın bir görünüm sağlamasıyla oldukça avantajlıdır. Özellikle “belli olur mu?” diye düşünenler için oldukça tatmin edici bir yöntemdir.

Daha çok ön dişlerde, yani estetiğin ön planda olduğu durumlarda ise porselen lamina tercih edilebilir. Bu yöntemde dişin ön yüzeyine incecik bir porselen kaplama uygulanır. Böylece hem kırık tamamen gizlenir hem de diş çok daha düzgün ve estetik bir görünüme kavuşur. Hatta çoğu zaman dışarıdan bakıldığında bunun bir işlem olduğu bile anlaşılmaz. Gülüşüne önem veren kişiler için oldukça sık tercih edilen bir çözümdür.

Eğer kırık daha büyükse ve dişin önemli bir kısmı zarar görmüşse, o zaman biraz daha koruyucu ve güçlü bir çözüm gerekir. Bu noktada kaplama (kron) devreye girer. Diş belirli bir oranda küçültülür ve üzerine porselen ya da zirkonyum bir kaplama yerleştirilir. Bu sayede diş hem korunur hem de eski dayanıklılığına yakın bir güce kavuşur. Özellikle arka dişlerde, yani çiğneme kuvvetinin yoğun olduğu bölgelerde bu yöntem oldukça yaygındır.

Bazı durumlarda ise kırık dişin daha derinine, hatta sinire kadar ulaşabilir. İşte bu noktada kanal tedavisi gerekebilir. Dişin içindeki hasarlı ya da enfekte doku temizlenir, kanallar doldurulur ve genellikle üzerine bir kaplama yapılarak diş güçlendirilir. Bu işlem kulağa biraz korkutucu gelse de aslında dişi çekmeden kurtarmanın en etkili yollarından biridir.

Kırık Diş Tedavisi

Kırık Diş Kendiliğinden İyileşir mi?

Bu konuda en çok yapılan yanlışlardan biri şu: “Biraz bekleyeyim, belki kendi kendine düzelir.” Keşke öyle olsaydı ama maalesef dişler bu şekilde çalışmıyor. Vücudumuzdaki bazı dokular zamanla kendini onarabilir, ama dişler için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Diş bir kez kırıldığında, o hasar olduğu gibi kalır. Yani kemikte olduğu gibi kaynama ya da toparlanma süreci olmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur; müdahale edilmezse o küçük kırık zamanla büyüyebilir, hassasiyet başlayabilir ya da hiç beklenmedik bir anda daha ciddi bir probleme dönüşebilir.

Bu yüzden “şimdilik idare ediyor” diye düşünmek aslında sorunu ertelemekten başka bir şey değildir. Belki bugün sizi çok rahatsız etmiyor olabilir ama ileride daha uğraştırıcı bir hale gelme ihtimali oldukça yüksektir. Kısacası, kırık bir diş kendi kendine düzelmez ama zamanında yapılan küçük bir müdahale, sizi büyük bir dertten kurtarabilir.

Diş Hekimi Ali Ürgen

Comments are closed

Yardıma mı ihtiyacınız var?